21.11.2017,22:31
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
“Bülbül” ölür, “Eren” kurursa…
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho

Oysa, saçına ak düşecek, ihtiyar yaşına yetişecekti. Yavru bülbüldü, büyüyecekti. Daha, bir kadını sevecekti…

 

Köylerinde ilkokul vardı, ilkokulu orada okudu Eren. Ortaokul için ise Maçka’ya gitmesi gerekiyordu. Kardeşinin anlatımıyla; karda kışta servise ulaşmak için dik yamaçları yürüdü. Çok çalışkandı. Küçük yaşında düştü teri taşına, toprağına, tarlasına. Karadeniz gibiydi; duyduğu her şehit haberiyle kabardı, taştı yüreği. Sevildiğinden fazla sevgi doluydu; “Ben de şehit olacağım” diyecek kadar sevdi vatanını.

 

Oldu…

 

Toprağa küçük, tarihe büyük gömüldü. Sarıya çalan kumral saçını, yüzünde süzülen terini, ağırlığınca odun yüklediği küçük sırtını, gözlerinde saklayıp büyüttüğü umudunu mühürleyen fotoğrafı kaldı geride. Bir de “İyi ki varsın Eren” mesajları tweetlerde.

Gururla kabaran göğüsler ölümün nefesiyle söndükçe, korku halka halka eklendi zincire. “Çelik yeleği yoktu… Korunmadı… Ne işi vardı…” öfkeleri dillerde.

 

Korkunun aktif halidir öfke. Korktun, öfkelendin... Çünkü, her ölüm senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür. Öfkelendin kendi ölümüne.

 

***

 

Oysa, cesur yürekli, yiğit bir derviş olacaktı belki. Belki de babasının dediği gibi; bugünün başbakanı, yarının cumhurbaşkanı.

 

Şimdilik, annesinin ‘Koca Adamı’ydı. Üç yaşındaydı.

 

Alperen’i koruyup kollayamadıkları saatlerde, koruyup kollayacak bir kucak aradı anne babası. Çok sordular, çok dolaştılar olmadı, bulamadılar. Ta ki, onları kırmızı halılarla karşılayan, sevgi böceği gibi kıkırdayan melek maskeliye rastlayıncaya kadar. Oyun odalarının ışıltısına, özel, özenli oluşuna hayran kaldılar. Sahteydi, tanıtımdan tanıtıma açıldığı için özel, özenliydi ışıltısı, sonra anladılar.

 

Adı gibi “Sevgi Yumağı” idi anaokulu, servisi farklı olacak değildi ya. İçine girip kaybolasıca bezenmişti çehresi, yumak yumak sevgi resimleriyle.

 

Ama kaybolmadı Alperen. ‘Koca Adam’dı çünkü o.

Kahrolasıca unutuldu(!)…

 

Unutulunca kurudu…

 

Kime öfkeleneceğimizi şaşırdık. Melek maskeliye mi, denetime geleceğini önceden haber veren sosyal hizmetlere mi, yetersiz, ihmalkar resmi kurumlara mı, anne babaya mı, Tanrı’ya mı, ona buna mı?

 

Sıraya koyamadık, hepsine birden öfke savurduk. Alper sıcaktan, susuzluktan kurudu, biz öfkeden.

 

Korkunun aktif halidir ya öfke; Korktuk, öfkelendik... Çünkü, her ölüm bizim ölümümüzdür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o bizim ölümümüzdür. Öfkelendik kendi ölümümüze.

 

***

 

“Ben varken ölüm yok, ölüm varken ben yokum, o halde korkacak ne var?” diye sorar Lucretius.

 

Çünkü ölüm, bilinmezliği olan tek gerçektir Lucretius. Şimdide asla olmayan, gelecekte ne “sen” olan, ne de “sen” olmayandır. O, hiç bilmeyeceğin bir “an”dır.

 

İşte Lucretius, ölüme değil, o, hiç bilmeyeceğinedir korku. Ve varsa eğer bu korkuya çare, belki de Osho’nun şu sözünde saklı;

 

“Daha bilgili olma, daha masum ol.”

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Dövizdeki yükseliş ekonominin baş belası.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay