24.02.2018,17:06
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Dünyada Demokrasi 4.0 neleri değiştirecek?
2412018-27292314_10155340229637843_1428837757_n-225756.jpg
KADER SEVİNÇ
En önemlisi konunun eski anlamda bir 'siyaset' tartışması olmadığını idrak etmektir.

21. yüzyılda sanayi devrimi 4.0 olarak özetlenen köklü bir değişim başladı. Daha önce buhar, elektrik ve elektronik teknolojileri sadece ekonomik değil siyasal ve toplumsal boyutlarda da insanlık uygarlığını şekillendirdi. Önümüzdeki yılları da dijital ekonomi, yeşil enerji, nesnelerin interneti ve yapay zeka gibi muazzam teknolojik atılımlar şekillendirmeye başladı.

 

Küreselleşmenin de olumlu ve olumsuz etkilerini bu analize dahil ettiğinizde demokrasinin de kaçınılmaz bir devrimsel değişim evresine girdiğini görüyoruz. 

 

Avrupa Birliği’nin kamuoyu görüşlerini düzenli olarak ölçen kuruluşu Eurobarometer’in en son araştırmalarından biri yurttaşların siyaset hakkında ne düşündüklerine ilişkin: AB vatandaşlarının yüzde 71’i siyasetin bozulmuş olduğunu düşünüyor. 2014 Mayıs’ında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerine yurttaşların katılım oranının tarihinin en düşük seviyesinde gerçekleşmesi de bu güven eksikliğine işaret ediyor. Ülkelere göre değişmekle beraber ulusal seçimlerde de eğilim aynı.

 

Yurttaşların demokrasiye olan inancı zayıflıyor; siyaseti sorgulamamız kaçınılmazlaşıyor. Kadir Has Üniversitesi’nin yıllık olarak gerçekleştirdiği “Türkiye Sosyal Siyasal Eğilimler Araştırması”na göre Türkiye’de halkın en az güvendiği kurumların başında yüzde 33,9 ile siyasi partiler, yüzde 31,8 ile TBMM, yüzde 27,8 ile medya geliyor. Türkiye’de siyaset kurumlarına duyulan güvensizlik uluslararası eğilimlerden bağımsız olmadığımızı gösteriyor.

 

Kurumlar merkezli değil, yurttaş odaklı olmalıyız. Tüm siyasi kurumlarımızı, araçlarımızı buna göre yenilememiz gerekiyor. Dolayısıyla eğitim sistemimiz de bilgiyi çok daha iyi kullanmayı bilen, sorgulayan, özgür, yaratıcı ve toplumsal bilinci yüksek bireyler yetiştirmeli.

 

Sisteme ve anaakım siyasete olan güvensizlik, değişim talebi ve öfke. Bu yönelimler bazen ABD’de Demokrat Parti Başkan Adayı olmak için yarıyan Sanders örneğinde olduğu gibi daha yurttaş odaklı, ilerici bir siyasetin savunuculuğuna dönüşürken bazen de aşırı sağcı, Trump örneğindeki gibi otoriter, ayrımcı siyasetin etkisine kaptırıyor değişik kesimlerden yurttaşları.

 

Ortak bir diğer özellik ise partilerin kayıtlı delegelerinin tercihleri ile geniş seçmen kitlelerinin taleplerinin uyumsuzluğu. Parti bürokrasisi, delegeleri başka önceliklerle farklı adaylara, yurttaş kitleleri daha başka önceliklerle daha farklı adaylara yöneliyor. Bazen yurttaşların tercihi olan adaylar partinin adayı olamıyor. Demokrasi kendi içinde katılım ve temsil sorunu yaşıyor.

 

Benzer örnekler Avrupa’da da var. Örneğin İngiliz İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn de benzer bir halk desteğini arkasına alıp, kongrede oy vermelerini sağlayarak partinin başına geçmişti. Lider tercihi farklı olan parti bürokrasisi ve delegeleriyle ise hala çok uyumlu olduğu söylenemez. Aynı zamanda İngiltere’de anaakım siyasete itirazı olan, işsizlik, ekonomik ve sosyal sorunların da etkisiyle aşırı hareketlere, örneğin UKIP’e yönelen seçmenlerin sayısında büyük bir artış var.

 

Fransa’da aşırı sağcı Le Pen’e olduğu gibi. Diğer taraftan Londra Belediye Başkanı seçilen Sadık Khan ise siyasetin köhnemiş etnik ve dinsel hamasetini seçmenlerin günlük yaşamını ilgilendiren somutpolitikalarla aşmayı başardı. Yeni eğilimleri gecikerek de olsa gören anaakım siyasi partiler hummalı bir çalışma içine girdiler. Bugün Avrupa’nın dört bir yanında bu tartışmanın ve hem yöntemler hem de kurum olarak yenilenme çalışmalarının izlerini görebilirsiniz. 

 

Kimi siyasi partilerde geliştirilen yeni araçlarla yurttaşlar karar mekanizmasına dahil edilirken kimi hareketlerde tüm sistem baştan aşağıya gözden geçiriliyor.

 

Demokrasi sözcüğü etimolojik olarak Yunanca’da medyayı da kapsayan bilgi, yurttaşlar yani halk ve yönetim anlamıyla iktidarın bileşiminden oluşur. Kabaca halkın eşitlik esasına dayalı olarak kendisini yönetenleri seçtiği siyasi sisteme demokrasi denir. 

 

Demokrasinin araçlarını kullanarak toplumlara zehirli içerikleri zerk eden aşırı hareketler ise güçleniyor. Bu hareketlerin etkisi altına giren toplumlarımızın demokrasinin neden önemli olduğu sorusunu tekrar kendilerine sorup kendi yanıtlarını vermelerini sağlamak gerekiyor.

 

Demokrasi bilinci ve sahiplenmesinin ilk aşamasında bu önem taşıyor. Ardından yanıtlanması gereken soru ise “nasıl bir demokrasi?” sorusudur. Demokratik araçların, seçimlerin, siyasi partilerin, meclislerin en azından ikinci dünya savaşından bu yana hiç değişmediğini görüyoruz. İştedemokrasinin ana fikrini sahiplenen toplumların tasarlayacağı yeni demokrasi, bize bugünkünden farklı çalışan meclisler, siyasi partiler ve uygulanan seçimler sunacak.

 

Yaptığımız görüşme ve atölyeler sonucu artık temsili değil derinleştirilmiş katılımcı demokrasinin hayata geçmesi gerektiğini göz önüne alarak aktif yurttaşlıktan da akıllı vatandaşlığa geçilmesi gerektiğine inanıyorum. Günümüzde yaşamlarımız teknoloji yoğun bir hale geldi, binalarımız, telefonlarımız, kentlerimiz akıllı hale geliyor. Öyleyse demokrasinin de akıllı demokrasi olması, siyasi partilerin ve meclisin de akıllı kurumlara dönüşmesi gerekiyor.

 

21. yüzyılın dijital ekonomi, Sanayi 4.0. devrimini yaşayan toplumlarımızla uyumlu bir siyaset tasarlamak bu yüzyılın fikir önderlerine ve yurttaşlarına düşüyor. Tüm dünyada yurttaşların öncelikle bu taleplerini güçlü biçimde seslendirmesi çok önemli. Zaman ve emek vererek meclislerin, anaakım siyasetin değişimine önayak olmalı.

 

Demokrasiyi ve değişimini sahiplenmeli. Diğer önemli akıllı vatandaşlık açılımı ise yurttaşların şikayetçi oldukları çeşitli alanlardaki sorunlara çözümler üreten sosyal girişimler olması, mevcut sosyal girişimlere destek olmasıdır. Günümüzde sorunlarımızın tamamının çözümünü siyasetten, devletten beklememeli yerel çözümleri üreten proaktif davranış içinde olmalıyız.

 

Demokrasinin yenilenmesi ve akıllı vatandaşlık olarak tanımlanacak Demokrasi 4.0,  bir yurttaşlarla atölyeler serisi. Çeşitli ülkelerden yurttaşların buluştuğu toplantılarda önceden hazırladığımız etkileşimli format içinde hem değişim önerileri paylaşılıyor hem de içerik sürekli kendisini yeniliyor.

 

İçerik kurum yapısının daha yatay, hiyerarşik olmayan yönde değişiminden, kullanılan siyasi dile, iletişime, teknoloji altyapısı ve siyasi katılım araçlarına, siyasi kurumların kamusal alanlarının mimari olarak yurttaş odaklı biçimde değişimine kadar pek çok farklı aşamayı içeriyor.

 

Atölyelerde başka bir yüzyılda oluşmuş siyasi partilerin o zamandan bugüne çok az değiştiğine ve bunun da 21. yüzyılın yurttaşları ile yeni bir öykü kurmalarının önünde engel oluşturduğuna değiniyorum.

 

Buradan yola çıkarak yoğun atölyemizin sonunda katılımcılardan önceden hazırlanmış kartpostallara siyasete mesajlarını yazmalarını istiyoruz. Siyasi partiler gibi başka bir yüzyıla ait iletişim aracı kartpostalları bu yüzyılın yurttaşlarının mesajlarını taşımak için kullanıyoruz.

 

Kartpostalları sosyal medya üzerinde paylaşıyoruz. Bugüne kadar bağımsız düzenlenen atölyelere ek olarak Bruges College of Europe ve çeşitli üniversiteler olmak üzere çeşitli yerlerde gerçekleştirdim. Çok olumlu geri bildirimler aldım. Ben de katılımcılardan çok şey öğrendim.Avrupa’daki siyasi partilerin liderleri ve yönetim kadrolarından bu konuda fikirlerimden haberdar olup danışanlar da oluyor.

 

Dileğim bu düşünce egzersizinin başkalarına ilham verebilmesi. Benzer atölyeleri dünyanın başka noktalarında başka insanların da düzenlemesi. Günümüzde siyaset kurumuyla etkileşimde zorlanan ve bunun üzerine düşünen herkesi kapsıyor. Özellikle benim de dahil olduğum “millennial kuşağı”nı çünkü bu zorluğu en çok bizim kuşağımız yaşıyor. Gezi hareketi ve dünyadaki benzer hareketlerin merkezinde de kuşağımızın ilerici, yaratıcılık ve özgürlük odaklı yanını görebilirsiniz.

 

Önemli iki özelliğimiz var; küreselleşme ve teknolojinin de etkisiyle her alanda dünyadaki en iyiyi talep ediyoruz ve sabırsızız, hemen istiyoruz. Bu ürün satın alırken de demokrasi talebinde de böyle. Atölyelerde de çoğunlukla bu kuşaktan katılımcılar oluyor.

 

Sonunda ne olacağı, başarı ya da başarısızlık yönünde doğal bir evrim olmalı. Başarı ölçütü de daha iyi bir siyaset, daha iyi siyaset kurumlarıyla daha mutlu toplumlar, bireyler oluşturmak için çevremize ilham verebilmek. Önemli olan da o yaşamda, dünyada aradığımız değişimin ilk adımı ilham vermektir.

 

Yeni akıllı vatandaş hareketi çok yakında cep telefonlarımıza kadar girecek. Eğer önerilen araçlar gerçek olursa herkes cebindeki akıllı telefonlar üzerinden siyasi karar mekanizmasına katılım sağlayabilecek.

 

Yayladaki çoban da, plaza çalışanı da. Katılım seçim günü ile sınırlı olmayacak. Yerelde etkileşimi artıran fiziksel alanlar ve platformlar yaratılabilecek.

 

Yurttaş forumları siyasi partilerin doğal bir parçası haline gelecek. Sandık demokrasisi anlayışı yerini sürekli etkileşim, katılım, saydamlık sistemine bırakacak. Katılımcı sistem yurttaşların hem güvenini hem de sahiplenmesini kazanacak. Sadece şikayet etmeyen, çözüm de üreten toplumlara dönüşümü de tetikleyecek. Tüm bu aşamalarda büyük veri kullanımı ve yapay zeka gibi yeni teknolojilerin demokrasiye hizmet edecek bir anlayışla devreye girmesi gerekiyor.

 

Gençler, yeni nesil yurttaşlar geleceği şekillendirecek en önemli aktörler. Demokratik sürecin doğal bir parçası olmalılar. Hem deneyimi hem de yenilikçi yaklaşımı beraber, en yüksek faydayı yaratacak biçimde harmanlayabilmeliyiz.

 

Gençlerin siyasetten beklentisi daha fazla ve daha eşit biçimde dahil olabilmek ve siyasette inovasyon. Bu hiyerarşik, bürokratik yapıları değiştirmek, günümüz teknolojisini doğru ve etkili kullanmak demek. Kişiselleştirilmiş siyasetin, sosyal girişimcilikle desteklenen siyasetin hayata geçmesi. Siyasetin onlardan beklentisi ise daha fazla ilgi, katılım istekliliği ve emek.

 

kadersevinc@gmail.com

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Ekonomide yaşadığımız sorunlar açık.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?