21.04.2018,08:46
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Laik miyiz, layık mı?
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
“Dine karşı asıl saygısız kişi, kalabalığın taptığı tanrıları tanımayan değil, tanrılar hakkında kalabalığın inandığını onaylayan kişidir.” EPİKÜROS

İncil’in Matta 22. bölümünde anlatıldığı üzere; İsa Peygamberi denemek, zor durumda bırakmak isteyen birkaç Ferisi, “Sezar’a vergi vermek kutsal yasaya uygun mu?” diye sorduklarında, kötü niyetlerinin farkında olan İsa, “Sezar’ın hakkını Sezar’a, Tanrı’nın hakkını Tanrı’ya verin” diye cevapladı.  İsa’nın iki yüzlülükle suçladığı Ferisiler amaçlarına ulaşamadıkları gibi, yenik duygularla ayrıldılar oradan.

 

İsa Peygamber, bu sözleri her ne kadar farklı bir amaçla dile getirmişse de, din ve devlet işlerinin bir birinden ayrı olması yani “laiklik” ile ilgili düşünüşlerin tohumunu atmıştı. Bana öyle geliyor ki; laikliğin doğum sancılarını başlatan bu olay, laikliğe karşı düşmanca ve kindar tutumların da başlangıcı oldu.

 

Tarih boyunca, hükmetme gücünün şehvetine bulanmış insanların ve grupların en acımasız ve etkili silahı oldu dinler. Her ne kadar özgürlük savaşları verse de, kainatın kusursuz ve yenilmez gücü karşısında aciz kalan insan, kendisinden daha güçlü bir varlığa inanmak ihtiyacında olmuştur her zaman. Olacaktır da. İşte insanın bu inanma ihtiyacı tiran ruhluların, yapamadıklarını yaptıracakları, yaptıklarının sorumluluğunu, suçunu üzerine atabilecekleri kusursuz silahlara dönüştü. Ve insan belki de Tanrı ile uzaktan yakından ilgisi olmayan idealar zinciriyle prangalandı.

 

Velhasıl, uzun zaman aldı, dünya ülkelerinin inanç özgürlüğünü benimseyip, tüm vatandaşlarının eşit haklara sahip olduğu yönetim sistemlerine kavuşmaları. Gerçek demokratik rejimin omurgasının laik bir yönetim sisteminden oluştuğunun şuuruna varmaları. Lakin tarihin acılarından tecrübe biriktiremeyen, olguları sentezleme becerisini bir türlü kazanamayan aynı insanoğlu, egemenlik kurmak için din inançları üzerinden birbirlerini acımasızca kıymaktan, kıydıranların sorgulamasız emir eri olmaktan kurtulamadı.

 

Size belki garip gelecek ama insanların inanç şemalarını oluştururken dahi pozitivist tutum içinde olduklarını düşünürüm. Tanrı’nın görünmezliği, tutulmazlığı, mutlak kudretinin bilişsel erişilmezliği karşısında; görebildikleri, tutabildikleri, kudretinin boyutlarını bilebildikleri bedenli tanrılar yarattıklarını ve Tanrı’nın suretini onlarda bulmaya, anlamaya çalıştıklarını da. Ve, bir türlü neye benzediğini bilemedikleri, varlığından korksalar da, korkmasalar da, ondan kaçsalar veya ona koşsalar da  insanın asıl ama örtük savaşının Tanrı ile ve onun mutlak kıldığı ölümlülükle olduğunu da.

 

İşte bugün hem ülkemizde, hem de dünyanın belki de büyük bölümünde insanın Tanrı’ya karşı verdiğine, bu uğurda birbirini katlettiğine veya hükmetmek için zulüm ettiğine tanıklık  ettiğimiz dönemlerin en kaygılı, en sancılı zamanları zuhurda. Tuhaf olan ise, ülkemizin laik ve demokratik geleceğinin bekası, ilelebeti için canhıraş çaba verdiğini iddia eden topluluk liderleri anlaşılmaz bir huzurda. Sormadan edemiyorum; gördüğümüzü göremeyecek, öngördüklerimizi öngöremeyecek kadar aptal değillerse neler planlıyorlar kafalarında, yok tam da o kadar aptallıkta iseler ne işleri var o meclis koltuklarında?!

 

Peki ya toplum…

Toplum hangi davanın, davaların şehvetli yataklarında, debeleniyor hemhal olduğu bedenli tanrılarının zehir bataklarında. Tarihin kanlı ibretleri neden şuurlardan bu denli uzakta. Çok değil 39 yıl önce İran’daki kanlı şeriat darbesinin hileli, alçakça sürecini anekdot mu sanırlar masal kitaplarında.

 

Silkelen ey millet!... Kulağını üfleye üfleye kemiren farelerin, günden güne zihnini, şuurunu eriten kaynar suyun ateşini taşıyanları fark et. Fark etmekle kalma sırtından, ruhundan, ülkenden, yaşamından defet!

 

Ama yok, illa ki ayılmam, ayılamam, ayılsam da yapamam diyorsan veya bütün yaşadıklarımız tesadüf, münferit, önemsenmeyecek başıbozukluktur diye düşünüyorsan şunu da düşün ve bir karar ver;

Gerçekten laik misin, yoksa bundan sonra olabileceklere layık mısın?

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Akın Ekici... Türkiye’ye gönül vermiş bir avukat. Ama aynı zamanda ressamlık özelliğiyle müthiş işlere imza atıyor.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
20 Mart akşamı ulusal kanallardan birinde yeni bir tarihi dizi başladı.
01 Mart 2018 Perşembe günü Kastanies-Pazarkule sınırı yakınında Türk topraklarına giren 2 Yunan askeri, bölgede devriye dolaşan Türk askerleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı.
Cuma günü geldiğinde sosyal medya üzerinde bir “Hayırlı Cumalar” faslı sürüp gidiyor.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de, ülkeler arasında çıkan savaşların nedenleri araştırıldığında, asıl nedenlerin başında çıkar amaçlarının, yani ekonomik nedenlerin olduğu görülecektir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?