21.11.2017,22:32
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Ekonomik Kurtuluş Savaşı, önce düşüncede başlar.
Önce Düşünce Çetin Ünsalan

Bugün itibariyle Türkiye’nin ekonomik ve siyasi açıdan nasıl bir formülle ayağa kalkabileceğine dair önerilerimi paylaşmaya başlıyorum. Bunları ‘Ekonomik Kurtuluş Savaşı’ başlığı altında sizlere aktaracağım. Çünkü bu ülkenin ihtiyacı olan önce bu ruha sahip olmaktır.

Esasen anlatacaklarım daha önce gerek yazılarımda, gerek televizyon programlarımda sizlerle paylaştığım, Atatürk’ün Milli Kalkınma Projesi’nin revize edilip, küreselleştirilmesi esasına dayanan makro projenin detayları olacak.

Demokratik bir ülkeyi oluşturacak altyapı hazırlandıktan sonra, milli banka ile milli tasarrufun, milli eğitim ile de milli teknolojinin yaratılması sağlanacak. Her birinin buluştuğu nokta ise Atatürk döneminde milli savunma, milli sanayi, milli tarım ve uluslararası pazarlama zincirinde şekillendi. Elbette revize edilmiş halinde farklılıklar olacak. Her birini tek tek paylaşacağım. Ama hepsinin temelinde düşünce yapısı yer alıyor.

Günümüzde Türkiye’nin en büyük sorununu siyasiler, bürokratlar ve akademisyenler oluşturuyor. Üçünün sorun yaratan ortak noktası ise düşünce veya proje üretemiyor olmasıdır. Bu boşluğu da genellikle kerameti kendinden menkul ‘bilgisinin olmadığı konuda fikri olan’ bazı köşe yazarları ile TV yorumcuları dolduruyor. Sonuçta küçük beyinlerin dedikodu, büyük beyinlerin düşünce veya proje ürettiği gerçeği önümüze geliyor. Peki çözüm ne?

Albert Einstein şöyle diyor: Karşılaşılan önemli sorunlar, o sorunları ortaya çıkaran düşünce düzeyinde çözülemez. O halde çözüm için:

Gelişmiş ülkelerde başarılı Ar-Ge çalışmalarında bulunan, sanayiye uygulanabilir patent sahibi Türk bilim adamlarımız ile uluslararası yatırımcılara açık sanayicilerimizden ve küresel vizyon üretebilen lider yöneticilerden oluşacak (Think Tank) düşünce kuruluşunun oluşturulması gerekiyor. Geleceğin planlamasının da bu kuruluş tarafından yapılması sağlanmalıdır. Nitekim dünyanın gelişmiş ülkelerinde benzer yapıların temel taş olarak konulduğunu görüyoruz.

Bunu takiben Türkiye Teknoloji Bankası ile Buluş (teknoloji) Borsası’nın kurulması, finans ve teknoloji check up hizmet merkezlerinin açılması gerekmektedir. İşin temelinde analitik düşünmek bulunuyor.

Ülkedeki, dünyadaki ve hatta uzaydaki bilim ve teknoloji, ekonomi, diplomasi, hukuk, kültür ve sanat, eğitim, sağlık ve sosyal yaşam gibi alanlardaki gelişmeleri sürekli takip etmek ve değerlendirmek kaçınılmaz bir gereklilik olarak ortaya çıkıyor. Bunun için de analitik düşünceye ihtiyacımız var. Analitik düşünmek, hayal etmek değildir. Gelişmelerin nedenini, nasılını, yer ve zamana göre mukayese etmektir.

Özetle analitik düşünmek, aslında bir ‘Düşünce Mühendisliği’dir. Gelişmelerin değerlendirilmesi ile gelecek tahmin edilebilir ve ona göre tedbir alınabilir. Ayrıca bunun lider yöneticilerde bulunması gereken bir özellik olduğunun da altını çizelim. Yani etrafa fırça atarak yaptığınız baskı ne bir analitik düşünce, ne de yönetim biçimidir. Ortak aklı, analitik bazda yaratmak gerekir.

Analitik düşünebilmek için ise, gelişmeleri sürekli takip etmek, gelişmeleri değerlendirebilecek bilgi ve kültüre sahip olmak, en önemlisi de özgür iradeyle hareket kabiliyetinde olmak gerekir. Zira düşünmek için akıl ve fikir hürriyeti gerekiyor.

Bunun süreç içinde ülke geneline eğitim politikasıyla yayılacağı çok açık. Aşama aşama o detayları da paylaşacağım. Ama ilk planda bize yol aldıracak olan yetişmiş ve dünyaya dağılmış bilim ve düşünce gücümüzü geri toplamaktır.

Bir sonraki yazımızda Ekonomik Kurtuluş Savaşı’nın detaylarına gireceğim. Çatıyı oluşturan ise demokratik bir sistem… Bu gerçekleşmeden modelin diğer ayaklarını uygulayabilmek mümkün olmuyor. O yüzden yarın, demokratik anayasa, demokratik seçim sistemi ve demokratik siyasi partiler kanunu alt başlıklarından oluşan çözüm önerisini sizler paylaşacağım.

Ama tekrar altını çiziyorum. Dönüşüm, önce düşünceyle ve çalışmayla başlayacaktır. Felsefeyi ve tehlikeyi, değerli sanatçı Volkan Konak’ın tabiriyle Koca Yürekli Yenilmez Şövalyemiz Mustafa Kemal Atatürk şu sözlerle bize aktarıyor:

“Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler, önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkûmdur.”

 

-----


EKONOMIK KURTULUŞ SAVAŞI ,


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Bu Kategoride Son Eklenen Diğer Haberler
YazıYorum
Dövizdeki yükseliş ekonominin baş belası.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay