24.01.2018,14:37
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Silahları İngiliz’e Teslim Etmeyerek Cumhuriyet'e Ulaştık
Silahları düşmana teslim etmeme kararı...

Kuvayi Milliye toplantılarının hiç birinde bu şekilde yazılı bir karar yoktur. Toplanan kongrelerin hiç birinde bu kararı göremezsiniz. Göremezsiniz çünkü o zaten fiilen uygulanmakta olan yürekten yüreğe onay almış bir karardır. 

Ata kültürümüzde silahını vermek yoktur. Bu töre bir anayasa gibidir, onu ayrıca yazmaya gerek yoktur. O elde bir, ön şart; Türkler at, avrat, silah vermez!

Hatırlayalım, Antalya’da teslim etmediği topuyla 3 Fransız işgal gemisini batıran Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Aker var. Merzifon’da topunu teslim etmeyerek topuyla birlikte dağa çıkan bir yüzbaşı anlatılır, üzgünüm onun adına ulaşamadım.

İşgalci İngiliz kuvvetleri bizzat kendileri silah toplama karakolları kurarak başladılar işgale. İstanbul’da, Samsun Kavak’ta, Çankırı, Merzifon ve Trabzon’da. Erzurum’da  İngiliz komiseri Ravlington pek bilinmez, askerin silahını toplayıp teslim etmediği için Kazım Karabekir’den şikâyetleri vardı, İstanbul işgal komiserine yazmıştı.

Yanılmıyorsam bir tek 1918 Ardahan Kongre tutanaklarında İngiliz işgalcilerin kararlarına itaatsizlik kararı madde olarak yer aldı. Ardahan mebusunu da Malta’ya sürgün etmelerinin nedenini anlıyoruz.   

Askeri işgale karşı direnirken bir yandan da elinizde neyiniz varsa onunla direniş yani sivil itaatsizlik kararları alıyorduk. Toplantı yasağına uymayarak Sultanahmet, Üsküdar, Kastamonu mitingleri, Sivas’ta Kuvayi Milliye’ye destek için kadın örgütlenmeleri... Haklılığımızı duyurmak için işgalcilerin yasağına rağmen daha neler yapıyorduk...

Bunları şunun için anlatıyorum; bugün çocuklarını esir almış olan küreselci eğitim çetelerine karşı annelerin yapabileceği bir şey var, bunun için birinden izin almaları gerekmiyor.  “Ben ne yapabilirim ki, bir tek benimle olmaz ki” diyenler var. Az daha cesaret lütfen, çocuklarınızın hatırı için. Eski ders kitaplarını alın elinize, elinizdeki en güçlü silah bu kitaplardır. Yenilerini yok sayın, onları kullanın,  bu şekilde sivil direnme hakkınızı kullanın.

Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale’de cephede savaşırken mermisi bittiği zaman geri çekilen askerlere “Süngünüz de mi yok?” demişti. Türk askerinin geri döndüğünü gören düşman o anda yenileceğini görmüştü, siz de elinizdeki kitaplarla direnin.

Sevgili anneler!

Çocuklarınızın başarısızlığa mahkûm eden bu müfredata uymayarak sivil direniş cephesi kurun. Çocuklarınızı başarısızlığa mahkûm edenlere böyle karşı durun. Çocuklarınızın kurtuluşu yalnız ve ancak sizin elinizdedir. Yeni diye sundukları zehri kabullenmeyin, evinize sokmayın. 

Hatırlayalım; İngiliz işgal komiserinin silah toplama kararını uygulanamaz hale getiren dedelerimizi,  silahını teslim etmeyerek dağa çıkan efelerimizi hatırlayalım.

Bugün yine elimizdeki en büyük silah Cumhuriyetin bize armağan ettiği bilimsel ders kitaplarıdır. Sınavla bitirilen 5 yıllık ilkokul, 3 yıllık ortaokul ve 3 yıllık lisemiz vardı. Bu okulların öğretmenini yetiştirmek için MEB’na bağlı öğretmen okulları vardı. Mezun olurken de sınavla mezuniyet, tayin olurken de yolluk vererek okuluna göndermek...  O zaman en itibarlı meslekti. Devlet, yeni nesli emanet edeceği öğretmenleri sınavla alır özenle yetiştirirdi. Çünkü Cumhuriyeti korumak için en etkin silahımız o programdı.

Öğretmen yetiştirme programları da perişan edildi, öğrenci yetiştirme programları da perişan edildi. Eğitim cephesinde savaşı kaybettik, başımızdakiler düşmanla işbirliği ettiler, yenik düştük. Ancak elimizde silahlarımız var.  O nedenle bugün, 95.yılında Cumhuriyet Bayramımızı kutlarken bu yenilgiden çıkışımızı da konuşmalıyız.

Şimdilerde Eğitim Reformu Girişimcileri (ERG) sözcüsü Batuhan Aydagül’ün yaptığı basın açıklamaları basında eğitim haberleri içinde birinci sırayı alıyor. Bu grubun adeta Milli Eğitim yerine ikame edildiğini görüyorum. Muhalefet ediyormuş gibi ama geçirileceğimiz programı tanıtıyor, ilginç değil mi?

http://www.hurriyet.com.tr/haberleri/egitim-reformu-girisimi

Baz aldıkları ya UNESCO raporudur ya PİSA raporu. UNESCO eğitim raporunda belirtilen, Türkiye’de 8. yılın sonunda Temel Matematik Becerilerinden sıfır sonuç aldığımızı biz biliyoruz, sorumlularını da biliyoruz. Dünya Bankasının başımıza musallat ettiği heyetleri de onları getirtenleri de biliyoruz.

Problemi yaratanın çözüm getirmesi mümkün değildir. Çözüm diye ERG’cilerin “öğretmen seçiyor veli, öyleyse öğretmene yetki verelim” önerdiği önerisi bir başka tuzaktır. Bu dediği ilk 4 yılın sınıf öğretmenidir. Oysa Matematiği ölçerken 8.sınıfta ölçüyor. 8 yıllık Matematik müfredatını masaya yatırmıyor, eski Cumhuriyet müfredatına geri dönmekten hiç söz etmiyor, edemez, çünkü içini boşaltan kendileridir.

PİSA raporlarını pek sever bu küreselciler. Çünkü PİSA dedikleri 1999’dan beri oltaya taktıkları ülkelerde ölçülen başarısızlık dereceleridir. SPAN adlı ABD eğitim tekelinin girdiği ülkelerde seviyenin ne kadar aşağı çekildiğini PİSA belirler, UNESCO da bunları ilan eder,  yerli görünümlü kontrollü heyetler de bunlarla kamuoyunu manipüle eder.

Bir zamanlar bilim insanı yetiştirmede dünyada en üst ülkelerden olan ülkemin Cumhuriyet eğitimini ne kadar aşağıya çektiklerini belgelemektir işleri. Öldünüz bittiniz, size paket eğitim hizmeti satalım diye gelirler, yurt dışından model getirmeye reklamlara geçerler. 

Mandacılarla Atatürk’ün ayrıştığı nokta budur.

Onlara karşı tek silahımız elimizdeki Cumhuriyet ders kitaplarıdır. Onları savunma silahı olarak kullanacağız, bize dayatılan müfredatın kitaplarını, ister özel ister devlet kitabı olsun, kullanmayacağız.

Bu hafta öğreniyorum ki ilkokul müdürleri dışarıdan bir şirketle anlaşarak istediği kitapları okula getirebiliyor, öğretmenler kendileri seçim yapabiliyor, öğrencilerden bunun için para toplamalar başlamış. O zaman, veliler de, ellerinde eski ders kitaplarını okula götürerek kendi çocuğuna bunlarla eğitim verilmesini isteme hakkı da doğmuştur.

Serbest piyasadan alınan kitaplarda ne tuzaklar olduğunu bilemezsiniz. En sağlam güveneceğiniz kitap 1970’lerin ders kitaplarıdır. Onlar NASA’ya iki bin fizik bilimci gönderdiğimiz yılların İlk-Orta ve Lise müfredatıdır. Onlardaki Türkçe, Matematik ve Fen müfredatını ne hale getirdiler lütfen karşılaştırınız.

Türk Milli Eğitimi diye bir şey kalmadı, Tansu Çiller’in istediği oldu, tamamen piyasaya devredildi. Öğretmen yetiştirmeyi de sertifika piyasasına attıkları an bitiyor. ERG denilen bir merkezden “öğretmene yetki verelim” demelerine bakmayın, öğretmeni işe almayı bile yerel yönetimlere (mahalleye) bırakacak olan bu plancılar mı öğretmene yetki verecek?

Okurlarıma yeni bir kitabı duyuracağım. Büyük eğitimci Hasan Âli Yücel’in yazdığı 1954 Lise 3.sınıf Mantık dersi kitabı elime geçti, taratıp DVD eğitim setime ekleyeceğim. Bu da bayram müjdesi olsun.

Bu arada; İran’da kutlanan, UNESCO’nun İlk İnsan Hakları günü olarak ilan ettiği 29 Ekim (MÖ.535) Büyük Kuruş Gününü de kutluyorum. Ve inanıyorum ki Atatürk bu tarihi bilerek o gün Cumhuriyeti ilân etti. İran ile birlikte böyle bir ortak tarihe sahip olduğumuzu ve bugün ortak bayram kutladığımızı herkes bilsin. İran’ı da bizi de tarihten silemeyecekler.

Anneler, çocuklarınızın eğitimini kurtarmak için elinizdeki tek silah eski ders kitaplarıdır. Onların içinde kaç bin yıllık bilgi birikimi olduğunu tahmin edemezsiniz. Bu birikime düşman olanlar çocuklarımızı teslim aldılar.

Çocuklarımızı korumak için eski kitapları elimizde okula onlarla gideceğiz, o kitaplarla yeniden Cumhuriyet eğitimine ulaşacağız.  

Cumhuriyet Bayramınızı bu dilek ve ruhla kutluyorum.

 

Mahiye Morgül / Ankara 


,


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Bu Kategoride Son Eklenen Diğer Haberler
YazıYorum
Davos’un başlamasıyla birlikte iyimserlik pompalaması da devreye girdi.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Doğunun en batısı…Batının en doğusu…
Çavuşoğlu, kendi dönemlerinde hiçbir gelişme olmadığını da iddia etmişti.
Tarih 15 Nisan 2013.
Bu melanetleri işlemekle, işlettirmekle hangi amaca varılmak istenmiştir?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Savaş yorgunu Avrupa kıtasının önce ekonomik işbirliği ile başladığı ve bir barış ve refah fikri olarak ilerleyen Avrupa projesi için önemli bir döneme tanıklık ediyoruz.
Unutmamalıdır ki, tarihinin hakikatına vakıf olmak bir ülkenin bağışıklık ilacıdır.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?